Gmail ve Diş Macunları
25 Ağustos 2006 Cuma
Gmail’den yeni bir eposta adresi alıyorsunuz. İlk aldığınız “Hoşgeldiniz” iletisinin konusu “Gmail is different.” (“Gmail farklıdır.”). Ardından devam ediyor: “Auto-save, keyboard shortcuts, customized addresses and more. Sound cool? We think so too. Welcome to Gmail.” (“Otomatik-kaydet, klavye kısayolları, kişiselleştirilmiş adresler ve daha fazlası. Etkileyici mi? Bizce öyle. Gmail’e Hoşgeldiniz.”)
Ne hissediyorsunuz? “Cool” mu? Gerçekten böyle hissettirecek bir şeyler yapıyorlar değil mi? Yapmak zorundaydılar. Google bu rekabete giriştiğinde, emailaddresses.com 550′den fazla ücretsiz eposta servis sağlayıcısı listeliyordu. Farklı olmak zorundalardı, fakat aynı olmak zorundalardı. Temel olarak aynı işlevi yerine getirirken farklı olmak zorundalardı. Oldular, Gmail 1 Nisan 2004′te 1 GB olarak açıkladığı eposta başına kapasiteyi, 1. doğumgünü olan 1 Nisan 2005′te 2 GB’ın üzerine çıkardı ve sabitle-me-di. Peki Gmail’e kadar neler oluyordu?
Gmail’e kadar olanlar, bizim diş macunu piyasamızdan farksızdı. Her bir yeni eposta servisi, kullanıcıları kendine çekebilmek için bir kaç MB fazla alan teklif ediyor, çoğu zaman bunu bile yapmıyor, yalnızca çekici reklam bannerları hazırlıyorlardı. İşte ABC mail, yeni çıktı, çok kullanışlı, üstelik ağızda uzun süre ferahlık sağlayan mikrokapsüllerimiz de var, gel vatandaş, güzel gülüşler için beyazlık sağlayan formülümüz de var! Tanıdık sloganlar aynı tarihlerde televizyonlarımızda da reklam olarak görünüyor, her gün yeni bir çekici hanım ya da bey doktoruna gidiyor, fakat doktoruna giderken yanına kameramanını da almayı ihmal etmiyordu.
Biz izliyorduk, izlemeye devam ettik, ediyoruz. Epostalarımıza gelen “yeni email servisiniz ABC” mesajları, webde gezinirken karşılaştığımız şaşaalı banner reklamlarda “biz de GB yaptık, gelin gelin!” ibareleri ile film aralarında özel hayatlarından bir kesit izlediğimiz yakışıklı (güzel) hasta – ideal doktor ilişkilerinde sarfedilen “bunu 6 ay kullan gel, doğal beyazlık, göz alıcı beyazlık, nane ferahlığı, okaliptüs ferahlığı, o beyazlığı bu ferahlığı” sözleri arasında gidip gelirken, farkedemediğimiz tek şey bunların diğerlerinden farklarıydı. Farkı farkedemediğimizden olsa gerek, ne email adresimizi değiştirmek istedik, ne de yeni çıkan diş macununu almak..
Farkedemediğimiz bu farkın aslında varolmadığını düşündüren bir film izledik ardından: Matrix. Bembeyaz dişleri, sempatik gülüşleri, ve çekici ağız ferahlığı vardı kahramanımız Neo’nun. O anda şunu farkettik belki de, farkedemediğimiz farklar belki de gerçekte hiç varolmamıştı.. Taa ki, Gmail çıkıp da bize email adresi satana kadar.. Signal, Colgate, İpana ve diğerleri, sizi gidi köpüren diş macunları, raflarda biri diğerinden ayırt edilemeyen, bol renkli ambalajlı ürünlerinizden birini TV reklamlarından değil de, ne zaman bir arkadaşımdan duyacağım acaba? Sizi gidi fluoride bozuntuları sizi, ben Gmail kullanıyorum artık, size de buradan duyurayım.