Extension Mania (Eklenti Çılgınlığı)
28 Eylül 2006 Perşembe

Bu “mania”, garip bir ironi ifade ediyor dilimizde. “Manyaklık”, “delilik”, “çılgınlık” gibi anlamlar arasından, “çılgınlık” öne çıkıyor aslına bakarsanız, “manya” şeklinde okuyoruz ya, İngilizce’yi baz alarak. Öte yandan, “mania” diye Türkçe okursanız bunu, bir de şapka hayal ederseniz ilk a’da (gerçi bunları da kaldırdılar galiba son zaman), anlamı “engel” oluyor bir anda, Arapça kökeninden. “Kelime Oyunları” filmi de, bu yazıda burada bitiyor.
Konuya hemen giriyorum bu defa, hemen ikinci paragrafın başından. Mozilla Firefox kullanıyor musunuz? Cevabınız “Hayır” ise, büyük ihtimalle internette gezinmekten, sadece haberdar olduğunuzu sanıyorsunuz. “Rediscover the web (Web’i yeniden keşfedin)” sloganını henüz duymadınız, ve “extension (eklenti)” dediğimde sizin için hiçbir şey ifade etmiyor.
Kolaj Pazarlama
17 Eylül 2006 Pazar
Şimdi geldiniz, başlığı okudunuz. “Kolaj”ın ne olduğunu da biliyorsanız eğer, yine ne saçmalıyor bir bakalım diyerek bu satırlardasınız. Sizi mahçup edecek değilim ama, bilmeyenler için önce şu “kolaj”dan bir başlayalım.
Kolaj, Fransızca kökenli bir kelime, “collage”den devşirilmiş. İngilizce’ye “joining” olarak çevriliyor, yani biz buna “birleştirmek” diyelim. “Yapıştırmak” da diyorlar, mahsuru yok.
Aslına bakarsanız, kolaj bir sanat. Meşhur kolaj sanatçıları var: Google’den bakınız. Pek şahane eserler var, özellikle Joseph Cornell’in kutuları, fevkalade. “Kolaj”a ne demiştik, “birleştirmek”, peki insan beyni de böyle çalışmaz mı? İnsan beyninin gelişimi, birleştirmek ile mümkündür: İlişki kurmak, aradaki bağların sayısını artırmak. Her yaratıcı düşünce yeni bir bağdır aslına bakarsanız, eğer daha önce birileri tarafından bağlanmamışsa, ona da “özgün” denir işte.
Toparlaklaşma (Küreselleşme): Fındık
15 Eylül 2006 Cuma
13 Eylül 2006
İspanya’da Türk fındığına protesto
MADRİD, (DHA)

“Türkiye’de fındık için belirlenen taban fiyatın çok düşük olduğunu düşünen İspanyol fındık üreticileri, Türk hükümetini protesto etti. AB yetkililerine de çağrıda bulunan İspanyol üreticiler, fiyatların yukarı çekilmemesi halinde Brüksel’e yürümekle tehdit etti.
İspanya’nın en büyük fındık üretim merkezlerinden Katalonya’nın Reus bölgesi fındık üreticileri Türk hükümetini protesto etti. Karadenizli fındık üreticilerine destek veren İspanyol fındıkçılar, Türk hükümetinin belirlediği fiyat oranının İspanya’daki fındık alımlarını yüzde 50 düşürdüğünü iddia etti.
Kariyer.net, InfoMag ve MediaCat
14 Eylül 2006 Perşembe

Kariyer.net
Güzel portföye sahipler, geniş geniş, reklamları da güzel. Hele şu Dünya Basketbol Şampiyonası’nda Türkiye-Arjantin maçı sırasında yayınlanan reklamları.. İşverenlerle araları iyi, güzel kızlar yapıyor satışları, iyi paralar istiyorlar. Bir firmaya yapıştılar mı bırakmıyorlar, yırtıcı bir şirket. Kar eden de bir şirket, hızla büyümekte, 100 bin kişiye istihdam olanağı sağlamışlar bugüne kadar.
Beyin Fırtınası: Nedir? Ne Değildir?
12 Eylül 2006 Salı

İlk defa bu kadar uzun bir ara verdim. Çünkü ilk defa bu kadar yoğun çalışıyorum. Nefes almıyorum desem yeridir. Fakat telafi edeceğim. Bir ilk daha var, ilk defa bilimsel kriterlere uyan bir başlığım var. Hemen konuya giriyorum.
“Beyin Fırtınası” dendiğinde, kimseye yabancı gelmeyen alelade bir terimin ifadesi anlamlanır zihnimizde. Sokakta lak lak eden iki gence kulak misafiri olursunuz, beyin fırtınası yapıyorlardır. Konunun Mentos-Diyet Kola ikilisinin yarattığı harikalardan açılmış bir sohbetle ortaya çıkmış olmasının bir önemi yoktur. Ya da bir akşam yemeği sırasında, yemeklerin neden iyi olmadığından yola çıkılarak başlayan tartışmanın konuyu belirlemesi de mümkündür. İki kişi bir araya gelsin yeter. Plan-strateji yoktur, amaç da belirsizdir, sohbet arası beyin fırtınasıdır bu yapılan, yemek arası sigara içmek gibidir, bizim icadımızdır.
Pazarlama Blogları Karnavalı 8
11 Eylül 2006 Pazartesi
Azı Karar, Çoğu Zarar mı?
4 Eylül 2006 Pazartesi
Bu çalışmayı görür görmez, Sevgili Can Turanlı’nın blogunda bahsettiği konu geldi aklıma. Bir araştırmadan alıntı yapıyordu yazısında, şu bilgiyi aktarmıştı:
“Bir marketteki masaya tattırmak için bir süreliğine 6 adet, bir süreliğine de 24 adet reçel konuluyor. Sonuç net: Az seçenek olduğunda müşterilerin %30′u reçel satın alırken, çok seçenek olduğunda sadece %3′ü alıyor.”
Planla: mama
3 Eylül 2006 Pazar

“Bu planlama eksikliği veya yokluğuyla ilgili bir basit örnek vereyim: Bir milyonu aşkın insan her sabah saatlerce trafikte kalmak veya ikiden fazla vasıta değiştirmek pahasına neden Anadolu yakasında oturur ve Avrupa yakasında işe gider sizce?” diyor İsmet Berkant, şu yazısında. Konumuz trafik değil, İstanbul da değil. İsmet Berkant ile de bir alakası yok. Konumuz mamalar da değil, konumuz planlamama. Sahi neden planlamıyoruz?
“Plan” fransızca kökenli bir isim, “planlama” da bu kökten Türkçe ekleme kurallarıyla oluşturulmuş yeni bir isim. Hani diyorum ki, Fransızca kökenli olduğu için mi bu kadar sahipsiz? Yok canım, külot da Fransızca, ama külotsuz gezmiyoruz (tamam gezenler var, lakin sayıları az).


