Beyin Fırtınası: Nedir? Ne Değildir?

İlk defa bu kadar uzun bir ara verdim. Çünkü ilk defa bu kadar yoğun çalışıyorum. Nefes almıyorum desem yeridir. Fakat telafi edeceğim. Bir ilk daha var, ilk defa bilimsel kriterlere uyan bir başlığım var. Hemen konuya giriyorum.

“Beyin Fırtınası” dendiğinde, kimseye yabancı gelmeyen alelade bir terimin ifadesi anlamlanır zihnimizde. Sokakta lak lak eden iki gence kulak misafiri olursunuz, beyin fırtınası yapıyorlardır. Konunun Mentos-Diyet Kola ikilisinin yarattığı harikalardan açılmış bir sohbetle ortaya çıkmış olmasının bir önemi yoktur. Ya da bir akşam yemeği sırasında, yemeklerin neden iyi olmadığından yola çıkılarak başlayan tartışmanın konuyu belirlemesi de mümkündür. İki kişi bir araya gelsin yeter. Plan-strateji yoktur, amaç da belirsizdir, sohbet arası beyin fırtınasıdır bu yapılan, yemek arası sigara içmek gibidir, bizim icadımızdır.

Alex Faickney Osborn

Halbuki, bu terimi ilk defa Alex F. Osborn, 1953 yılında, “Applied Imagination” adlı kitabında kullanmıştır. Yani terimi bulan kendisidir, Alex Faickney Osborn. Rahmetlinin hatırasına bir nevi saygısızlık da değil midir, bizim bu yaptığımız? Kemikleri sızlamaz mı yattığı yerde? Şu bakışlara bir bakın, bakın ve utanın yaptığınızdan..

Bu beyin fırtınası için kırk tane yol gösterirler elbette. Rahmetlinin yazıp çizdikleri üzerine, geliştirilen onlarca fikir ve bu fikirlerden üretilmiş birçok yöntem vardır. Ben de kısaca, bu konudaki süreç önerimi ifade edeceğim.

Cevaplamanız gereken ilk soru: Amacınız nedir? Hayattaki amacınız değil, toplanma amacınız, beyin fırtınasına niyetlenme amacınız.

Fikir mi arıyorsunuz, yoksa fikir mi değerlendireceksiniz? Her şeyden önce buna karar verin. Asla ikisini birden yapmaya çalışmayın (Bu konuyu çok sevdiğim Edward De Bono’nun “Altı Şapkalı Düşünme Tekniği” adlı eserine bağlayarak, yeni bir yazı daha yazacağım).

Bu kararı verdikten, yani amacınızı belirledikten sonra, çoğu kaynakta ifade edilen “toplantıya başkanlık edecek birisinin problemi ortaya koyması ve konuyu özetlemesi” adımını, bana göre asla uygulamayın. Sizi çerçeveleme kuyusuna düşmekten kim kurtarabilir? Sadece konu başlığını atın dışarıya, gerisi sizde kalsın. Kalanlar daima sizin sınırlarınızla çevrilidir.

Toplantıya mutlaka dışarıdan insanlar davet etmelisiniz. Konuyla tamamen alakasız olabilecekleri gibi, konu hakkında uzman da olabilirler. Her iki şekilde ve ara düzeyde insanların da bulunması tercih edilebilir. 7-11 kişilik bir grup idealdir, fakat bulunacak kişi sayısı çok değişken olabilir. Unutmayın ki, çok yaratıcı ve birbirleriyle uyumlu çalışan 3 beyinle de, müthiş fikirler üretebilirsiniz.

Toplantıyı başlatacak birisi mutlaka olmalı, fakat asla yönlendirme yapmaya çalışmamalıdır. Bu kişi de, diğerlerini takip etmekten ziyade, katılımcı olmalıdır. Toplantıda söylenen her söz kayıt altına alınmalıdır, bunu çeşitli yollarla yapabilirsiniz. Aynı zamanda bu sözler, söylenmeleri ardından bir süre geçtikten sonra, katılımcıların görebileceği bir şekilde (mümkünse tahtaya) yazılmalıdır.

Süreçte, şu ortak ilkelere de mutlaka uymalısınız:

  1. Her türlü kritik yasaktır. En önemli ilkedir. Bu konuda ısrar edenleri, ikinci kez uyarmak zorunda kalmamalısınız.
  2. Ne kadar çok fikir, kelime, cümle parçası ya da cümle çıkarsa başarı o kadar yakındır.
  3. Bir fikir ne kadar atılgansa, o kadar iyidir.
  4. Her fikir, kelime, cümle parçası ya da cümle ile tüm sesli düşünmeler saygıyla karşılanır.
  5. Başkalarının fikirleri algılanır ve geliştirilir.

Renkli kalemler kullanın, havadar, geniş (mümkünse yüksek tavanlı) bir toplantı salonu ayarlayın. Adı “toplantı salonu” olsun ama, içerisinde bir toplantı salonunda bulunması gereken eşyalardan hiçbiri olmasın.

Tam aksine; renkli balonlar, oyuncaklar, (varsa) konuyla ilgili malzemeler, üzerine oturulacak su dolu renkli koltuklar, minderler bulunsun, duvarlar renkli olsun. Bu uygulamayı benzer fikirlerle geliştirebilir, genişletebilirsiniz elbette.

İnsanların ilk defa orada görecekleri bir şeyler bulun, soyut ifadeler yansıtan nesneler yayın ortalığa, ve bırakın insanları, istedikleri gibi giyinsinler, istedikleri gibi davransınlar. İster hamakta yatsınlar, ister takla atsınlar..

6 Responses to “Beyin Fırtınası: Nedir? Ne Değildir?”

  1. ulaş çayan Says:

    Merhaba,
    Bizim beyin fırtınası sandığımız fırtınamsıların aslında öyle olmadığını bize öğretmesi açısından yazı gayet hoş.Ancak beyin fırtınası dediğimiz zımbırtı orjinal ve yeni fikirlerin ortaya çıkmasını sağlamaya yönelikse ve de bu orjinal fikirler osborn amcanın dediği şartlarda değil de yemek arasında diyet kolamızı yudumlarken ortaya çıkıyorsa ne yapmalı acep.Yok saymalıyız gibi…Üstadın ben bu şekilde orjinal fikir çıkmaz demedim,orjinal fikirlerin çıkmasına zemin hazırlayan optimum(ne demekse)ortam ve şartlar osborn’ın dediği ortam ve şartlardır dedim dediğini duyar gibiyim.Haklı olabilir ancak giriş paragrafındaki hafif küçümseyici üslubu ve bizi belli bir kalıba dökmeye çalışan kurallarıyla nasıl orjinal fikir üretebiliriz? bu önemli bir soru işareti…Boş vermeliyim galiba,ali taran yaratıcı reklamlarının arka planındaki beyin fırtınalarında diyet kola içmiyordu eminim.Mentos mu?Ne mentosu çok ayıp,osborn amca kızacak bak bir daha duymayayım,bu arada kırmızı balonlar nerede kaldı?Ağız tadıyla bir beyin fırtınası yapamadık gitti yahu..
    selamlar

  2. bilge Says:

    Yorumunuz için teşekkür ederim.

    Sadece şuna cevap vereceğim. “Ben bu şekilde orjinal fikir çıkmaz demedim,orjinal fikirlerin çıkmasına zemin hazırlayan optimum(ne demekse)ortam ve şartlar osborn’ın dediği ortam ve şartlardır dedim” DEMİYORUM. Çünkü yazımın çıkış noktası yaratıcı fikirler değil, terim olarak “Beyin Fırtınası”.

    Ayrıca “heladan fikirler” gerçeğini, nasıl olur da göz ardı edebiliriz?


  3. [...] Söylediğim gibi, fikirler çoğaltılabilir ve çeşitlendirilebilir, hareket noktasını verdim, iki örnek uygulamaya ait fikirlerimi de yazdım, gerisi size kalıyor, harekete geçmeden önce, iki önceki yazıma gidip biraz da “Beyin Fırtınası” okumak istersiniz belki.. Posted by bilge Filed in Pazarlama [...]

  4. gizem melek Says:

    ya güzel bisite bence ama daha geniş alanlarada saplanabilirdi.daha çok ayrıntılı veya ne bilim işte daha çok güzel olabilirdi.bana göre biraz eksik olmuş bu siteyi daha geniş alanlı bir site yapsanız iyi olur ama yinede en kötüsüne rağmen güzel bir site.bazı içerikli ayrıntılarıyla anlatılmış konular var ama bazıları ise sadece dış yüzden anlatılmış konular.sonuçta yani önem verilmeli.bu sitede öğrencilerin ödevleri yapılıyor daha geniş içerikli bir site olsa belki daha çok ödevlerimize yardımcı olur .ama yani kısacası bu sitenin bazı eksikleri ama bu eksikleri tamamlarsanız mutlu oluruz.yinede morelinizi bozmayın iiyi sayılır siteniz ama dediğim gibi eksikleri var.düzeltmenizi tüm dileklerimle arz ederim.saygılarımla,gizem melek

  5. AYDIN Says:

    HERSEYDEN ÖNCE İNSANIN COK İYİ BİR BEYİN FIRTIMASI OLMASI İCİN 1.Sİ EGİTİMLİ OLMALI 2.Sİ HUZUR VEREN BİR ORTAM OLMALI KONUSTUGU ZAMAN İCİNDEN KONUSUP YAPMACIKLARLA UGRAŞMAMALI SEVDİGİ İNSANLARLA BİR ORTAMDA OLMALI ,VE ORTAYA HERHANGİ BİR KONU MEVZU OLMALI, FARKETMEZ TİCARET VEYAHUTDA BİR BİLİMLE İLGİLİ
    ÖRNEGİN;İCAT OLURSA UGRASIP ONU KAVRAMALI VE ARASTIRMALI.NEYSE BU KADAR YETER.
    SAYGILARIMLA

  6. bugra06 Says:

    evet fikirler çogaltılabilir


Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.