(Şehirlerarası) Yoldayken önceki gün, gözüme ekrandaki sinema filmi ilişiyor, Allah’tan kapalı devre ses düzeneği var da sesini de duymak zorunda kalmıyorum. Robotlar falan var filmde, ortam bir garip, yıl bilmemkaç, gelecekteyiz, sokakta yürüyor bunlar çırılçıplak (heveslenmeyin, robotlar). Benim derdim onlarla değil (buradan bir derdim olduğu anlaşılıyor), robot bu, karışamazsın edemezsin, ‘artificial intelligence’ı da vermişsin, yürür artık. İnsanlar da var her türden, tamam bunlar giyinik ama bunlar da %100 metalik renklerden ibaretler, çeliğin çekiciliği midir, ya da robotların insanlaşma sürecinde insanlar da robotlaşıyor mudur, veyahut da renk mefhumu mu kayboluyor, anlamıyorum ki dertleri ne (boya masrafları artıyor belki de), Çağatay’ın (‘Yolda’ki) programını metalik tek parça parlak elbise içinde yaptığı geliyor gözlerimin önüne de, yok yok, olmaz, olamaz.

Sağ tarafımda bir beyefendi, Hürriyet Gazetesi’ni okuyor, ‘Cem Ailesi’nin ilanı çarpıyor gözüme, 48 punto ile A. N. SEZER’e, 40 punto ile, Bülent ARINÇ’a, sonra 36 punto ile R. T. Erdoğan’a ve aşağıya doğru gittikçe küçülen puntolarla diğer siyasilere teşekkürler ediliyor, topu topu 15, bilemediniz 25 kişi. Arayın yahu bu 25 kişiyi, Turkcell, Vodafone, Telsim hepsi kampanya yapıyor, çok konuşup da az ödeyebilirler halbuki, Vodafone ile Yorgo Papandreu ve Theodoros Kasimis de uygun fiyata aranır hem. Ruhu şad olsun İsmail Cem Beyefendi’nin, o ayrı.

Buradan aklıma, ister istemez, bilinen şirketlerimizin taziye ilanları geliyor, kime hitap ediyor tüm bunlar? Hedef kitleleri nedir? Halktır elbette, ve tüm bu ilanlarda sayfa kaplama oranı, gazete adı ve ilanın yeri de hep şirketin çalışanına nasıl da sahip çıktığını gösteren ‘Halkla İlişkiler’ çabaları değiller midir?

Başlığı başta yazma alışkanlığımı seviyorum, dönüp baktıkça kopup gitmeme engel oluyor, yoksa biliyorsunuz sonuca ulaşana kadar en az dört konuda dolaşıyoruz. Şimdi bu taziye ilanlarının da bir adım ötesine geçerek, şirketlerimizin gazetelerin İK eklerine verdiği eleman ilanlarına getirmek istiyorum sözü. Bu eklerde, aranan çalışanların istenilen nitelikleri sıralanır biliyorsunuz. Bir çoğu da İngilizce’dir bu ilanların, ve detaylarında epey üstün nitelik talepleri vardır.

Yani şöyle söyleyeyim, ilanların %90′ından fazlasının hitap ettiği kitlenin %99′u internet kullanıcısıdır. Alışverişlerini internet üzerinden yapmasalar bile, işlerini internet üzerinden ararlar. Yani ilanların %90′ından fazlası, bana göre, yine yukarıdaki kapsama, ‘Halkla İlişkiler’ faaliyetlerine dahildir. Yoksa, ‘Naim Süleymanoğlu’nu Bulgaristan’dan gazete ilanıyla çağırmak’ değildir de, nedir bu yapılan?

Bırakın İK (HR) bölümlerine kaynak yaratma hikayesini, siz bana Hİ (PR)’den haber verin.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.